Sibel arkadaşım bir sobeye cevap vermiş. Daha doğrusu kendini sobeye davet ettirmiş. Ben de onun gibi yaptım. Kendimi davet ettirdim. Şimdi de cevap veriyorum. Sibel arkadaşıma çok teşekkür ediyorum. Harf sırasına göre ilk aklımıza gelen kelimeyi yazacağız. İşte cevaplarım : A : Anna. Arka arkaya okuduğum üç kitaptaki kahramanın adı. İlginç bir tesadüf. B : Bahar. Her taraf yeşillenmeye başladı. İnsanın içine neşe doluyor. C : Şu anda çok sinir olduğum bir kişinin adı C ile başlıyor. O yüzden yazmıyorum. Ç : Çiçek. Bahçedeki çiçeklerin hepsi değişti. Renk renk oldu. Ayrıca artık örgüleri bırakıp renkli çiçekler işlemeyi düşünüyorum. D : Deniz. Keşke Eskişehir’de deniz olsaydı da ara sıra oturup seyretseydim. E : Ev. Yeni biten evimle ilgili bir çok sorun var. Bakalım nasıl çözülecekler? F : Fatma. Aklıma kendi adım geldi. Biraz bencilim galiba. G : Güven. Etrafımda güven duyabileceğim insanlar olmasını diliyorum. H : Havva. Ablam. Isparta’da olduğundan birkaç aydır görüşemedik. Özledim. I : Işık. Karanlığı sevmiyorum. İ : İp. Bu ara her yanım ip dolu. Her çeşit kalınlıkta hem de. Ne yapacağım bunları, bilmem ki? J : Jale. J harfiyle ilgili bir şey gelmedi aklıma. Pek kullanmadığımız bir harf. Türk filmlerinde hep bu isim olur. K : Kitap. Okumayı seviyorum. L : Lilyum. En sevdiğim çiçek. M : Murat, Muzaffer, Merve. Kardeşlerim ve yeğenim. N : Nehir. Deniz yok, bari Porsuk’un kenarında dolaşayım. O : Orman. Camdan bakınca ağaçları görüyorum. O yüzden orman geldi aklıma. Ö : Örgü. En büyük hobim. P : Para. Olsa da dert, olmasa da. R : Resim. Çekmeyi de, bakmayı da severim. S : Selim. En küçük yeğenim. Ş : Şeker. Kullanmamak lazım. Ama olmadan da olmuyor. T : Toprak. Çiçeklerin topraklarını değiştirmem lazım. Ama pazara veya çarşıya gittiğimde hep almayı unutuyorum. U : Uçak. Devamlı tepemizden geçiyorlar. Şimdi bunu yazarken de geçti. Ü : Ümit. Her zaman insanın içinde bir ümit olmalı. Olmadan yaşanmaz. V : Vakit. En dikkatli harcamamız gereken şey. Çok çabuk geçiyor. Y : Yalan. En sevmediğim şey. Yalancı insanlara da çok kızarım. Z : Zehra. Annem.
Ben de kimseyi sobelemiyorum. Ama kendini sobeletmek isteyen olursa yazsın. Onu sobeleyeyim. Bu sobenin özelliği de böyle olsun bari. Herkese kolay gelsin.
Yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen kadınlar... Bir kadını tanımak... Bütün gelgitleri, kaprisleri, küçük şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları, hercailikleri, hayal kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri, başarıları, başarısızlıkları, kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağozları, şirinlikleri, küçük yalanları, büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi olmaya çalışan kadınları tanımak... Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur onları anlamak. Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! Kendi zekasını hatırlatanları sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları bir de. Muson yağmurları gibi yağarken, sahrada çöl fırtınası koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla anlaşılır, hayatın sırrına ancak aşkla varılacağına. Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı... Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte çoğalacaklarını bilmeyenlerdir. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün maviliklerine. Kendine inananlara, aşka inananlara koşar. Hem yaman bir aşk avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur kadın. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla dalga geçmesini bilir kadın, tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi. Ağız dolusu gülüşlere teslim olur. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla tanık olunurtutkuların gücüne. Göze alandır kadın. Çekip gitmeyi, sahip olduklarından vazgeçmeyi, karşılık beklememeyi... Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever. Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... Yüreğini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi...
Bir kaç yıl önce mailime gelen bir yazıyı paylaşıyorum sizlerle. Herkesin kadınlar gününü kutluyorum. Çünkü biliyorum hepiniz yüreklerinizle konuşup, gözlerinizle gülüyorsunuz...
Benim blogumun 2. yaş günü bugün. 2 yılda bir çok şey paylaştık sizlerle. Umarım daha uzun yıllar bu paylaşımlarımız ve dostuklarımız devam eder. Her şey gönlünüzce olsun.
Bu hafta doğum günleri açısından yoğun bir hafta benim için. Hepsi tek tek yazmak yerine toplu halde yazayım dedim ben de.
5 Kasım ablamın doğum günü. O en büyük olduğundan ve de doğum günü pazartesi olduğundan onu başa aldım. Ablam Havva'ya sağlık ve mutluluk dolu günler diliyorum. Nice yıllara ablacığım. 7 Kasım kardeşim Muzaffer'in doğum günü. Ona da sağlık ve mutluluk dolu bir ömür diliyorum. Nice yıllara Muzaffer. Ablama ve kardeşime hediye almadım. Telefonla kutladım sadece. Zaten Ablam Isparta'da olduğu için başka şansım da yoktu. Artık böyle idare edecekler bu yıl. 9 Kasım yani yarın yeğenim Ayza'nın ve kardeşim kadar sevdiğim aile dostumuz Sedat'ın oğlu Mustafa Emir'in doğum günü. Geçen yıl ikisi de aynı gün doğmuştu. Ayza ve Emir 1 yaşına giriyorlar. İlk doğum günlerini kutlayacaklar. Ayza tabii ki İtalya'da. Emir burda. Artık onları da telefonla arayacağım herhalde. İkisine de sağlık ve mutluluk dolu, uzun ömürler diliyorum. Nice yıllara sevgili yeğenlerim. Ablama, kardeşime, Ayza ve Emir'e uzun ve neşeli bir ömür diliyorum. Her şey gönlünüzce olsun.
Merhaba arkadaşlar, Bir kaç hafta önce sobelenmiştim. Ama cevap yazamamıştım. Şimdi onları cevaplamaya çalışacağım.
Öncelikle sados arkadaşımın sobesini cevaplamak istiyorum. Oldukça geç kaldım bu konuda. Kendisinden özür diliyorum. Benden KEŞKE'lerimi ve İYİ Kİ'lerimi yazmamı istemiş. Keşke
Daha çok kitap okuyabilseydim.
Daha iyi bir insan olabilseydim.
Daha da sabırlı olabilseydim.İyi ki
Ailem her zaman yanımda.
Arkadaşlarım, dostlarım ve blogcular var.
Sağlığım yerinde.Hayatta çok fazla keşke yaşamadım şimdiye kadar. İnşallah bundan sonra da karşılaşmam. Allah'a şükrediyorum sahip olduklarım için.
Şimdi de ikinci sobeye geçiyorum. Güloşunhobileri arkadaşım NEYİ SEVERSİN? diyerek sobelemiş beni. Kısaca aktarmaya çalışayım.
Kitap okumayı, tiyatro ve sinemaya gitmeyi, konsere gitmeyi severim.
Kolleksiyon yapmayı ve gördüğüm değişik şeyleri toplamayı severim.
Fotoğraf çekmeyi severim.
İnsanlara yardımcı olmayı severim. Bazen kendi zararıma olsa da.
Hava açıkken çarşı-pazar gezmeyi, vitrinlere bakmayı, kıyafetleri incelemeyi severim.
Yağmurun ve karın yağışını seyretmeyi severim.
Televizyondaki dizilerdeki evleri ve insanların kıyafetlerini, davranışlarını izlemeyi severim. Aklıma bir çırpıda bunlar geldi. Biraz meraklıyım galiba. Kendimi pek meraklı zannetmezdim ama bunları yazınca öyleyim galiba dedim.
Bu sobelerin süreleri geçti mi bilmiyorum. O yüzden ben kimseyi sobelemiyorum.
Herkese kolay gelsin.
Not : Az önce kardeşim Muzaffer unuttuğum bir maddeyi hatırlatmış. Şimdi onu da ekliyorum buraya. Aynen onun yazdığı gibi yazıyorum :
Futbol maçlarında oyuncuların formalarının renklerinin uyumlu olup olmadığını, hakemin kıyafetinin yakışıp yakışmadığını ve taraftarın nasıl giyindiğini incelemeyi sevdiğini yazmayı unutmuşsun :))
UNUTMA EY MİLLET ÖLMEZ ERLERİN, BU VATAN UĞRUNDA CAN VERENLERİN, DUL YETİM BIRAKIP DÖNMEYENLERİN, ŞAD OLSUN RUHLARI TÜM ŞEHİTLERİN..
Bu şiiri Blueposion ve Alpkaytan arkadaşlarım yorum kısmına bırakmışlar. Çok hoşuma gitti. Ben de buraya ekliyorum. Sanırım şiir Blueposion'a ait. Tüm Şehitlerimizin Ruhları Şad Olsun.
Merhaba arkadaşlar, Ben geldim. İznim bitti. Artık aranızdayım. Oldukça uzun bir ayrılık oldu. Ben yokken blogumu ziyaret eden, yorum bırakan herkese çok teşekkür ediyorum. Ayrıca geçen kandilde uğrayıp kandilimi kutlayan herkese de çok teşekkür ediyorum.
Sizlerden ayrıyken pek bir şey yapamadım. Bir haftalığına Alanya'ya tatile gittim. Geri kalan günlerde yine Eskişehir'deydim. Ama bu arada kardeşimin bebeği doğdu. Ben tekrar hala oldum. İsmini Selim koyduk. Annesi de, Selim de çok iyiler, maşallah. Henüz fotoğrafını eklemedim buraya. Daha sonra paylaşırım sizlerle.
Şimdi blogları dolaşacağım. Ana bugün hepinize uğrayamam herhalde. Kusura bakmayın. Hepiniz kendinize çok iyi bakın.
Bloga resim eklenmiyor. O yüzden son yaptıklarımın fotoğraflarını ekleyemiyorum. Kusura bakmayın.
gelibolu17 arkadaşım beni sobelemiş. Beğendiğim veya sık ziyaret ettiğim blogları yazacakmışım. Ben bu sobeye daha önce cevap vermiştim. Ama 10 arkadaşla sınırlı olduğu için yazmak zor olmuştu. Şimdi arkadaşımı kırmayıp başka 10 arkadaşımı yazıyorum. Yazamadıklarım alınmasınlar ne olur. Hepinizin bloglarını çok beğeniyorum ve elimden geldiğince ziyaret etmeye çalışıyorum.
Sevgili Oya arkadaşım beni sobelemiş. Bu seferki değişik bir sobe. "Hayatımda ölüm dışında beni çok etkileyen bir olay"ı anlatacakmışım. Blogcuda bir problem olmazsa bu sefer yayınlayabilirim belki. Anlatayım bakalım:
On yıl kadar önce bir grup arkadaşla birlikte Bodrum'a tatile gitmiştik. Ben yüzme bilmiyordum. Diğer arkadaşlar hepsi yüzüyorlardı. Bir arkadaş bana yüzme öğretmeye başladı. Biraz öğrendim zannediyordum. Bir ara arkadaş denizde boyu hizasına kadar ilerlemiş. Sen de gelebilirsin dedi. Ben de giderim zannettim. Su belimi biraz geçmişti. Oraya kadar yürüyerek gelmiştim. Tam o sırada yanımdan biri mi geçti, nasıl oldu anlamadım. Ayağım birden kaydı. Suyun içine gömüldüm. Ama bir türlü dengemi toparlayıp ayağa kalkamıyorum. Kıyıdakilerde beni dalga geçiyor zannediyorlarmış. Arkadaşım da bana yetişemiyor. O sırada bir Alman turist halime acıyıp kolumdan tutup beni kıyıya çekti. Korkudan adamcağıza teşekkür bile edememişim. Azıcık suda nerdeyse boğulacaktım. Bir daha da suya girmeye cesaret edemedim. Yüzmeyi de öğrenemedim. Hala da bilmiyorum. Aslında havuzda öğrenebilirim belki ama korkumu nasıl yeneceğim bilemiyorum. İnşallah bir gün bunu atlatıp yüzmeyi öğrenebilirm.
İşte beni etkileyen bir olay böyleydi.
Ben de şimdi boncukcun, hilaldemirci ve sados arkadaşlarımı sobeliyorum. Bir de onlardan öğrenelim hayatlarında onları çok etkileyen olayları.
En beğendiğimiz veya sık ziyaret ettiğimiz 10 blog ismini yazacakmışız bu seferki sobede. Buna karar vermek çok zor. Ben listemdeki her arkadaşımı ziyaret etmeye çalışıyorum. Tabii her zaman hepsine yetişemiyorum. Buraya 10 tane yazıyorum ama diğer arkadaşlarım kırılmasınlar. Hepsinin bloglarını çok beğeniyorum.
www.kurdelem.blogcu.com 'un 10 HAZİRAN günü CUMHURİYET' imize sahip çıkmak için yayınlanmasını istediği şiiri bugünden yayınlıyorum. Herkesten de bunu yayınlamaları ricasında bulunuyorum. Şimdiden teşekkürler.